Blog





E-Bülten

Anket

  Vajinismus Sorununuzun Çözümü İçin hangisini seçersiniz ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,87 TL
1 € = 4,57 TL
1246392 Ziyaretçi

Ankara Vajinismus ve Vajinismus Günlüğ

Vajinismus Ankara Tedavisi, Hikayesi / Öyküsü

30 lu yaşlarda, 9 yıllık evli ve öncesinde de 6 yıl flört dönemi var. Öncelikle evliliğin ilk yılında konu üzerinde çalışan jinekoloğa gidiyor, rahat muayene olabilince jinekolog sorunun çok büyük değil kısa sürede çözeriz diyor. Oysa Vajinismusda muayeneye göre süreç değerlendirmek hatalı olur çünkü asıl sorun zihindedir ve gerçek bulgular deneyim anında ortaya çıkar. ( Vajinismus Dr. Ulusoy Sınıflaması )

Hastamıza “Eşiniz sorunun size ait olduğunu mu düşünüyor ?  ” diye sorduğumuzda;

Artık ikimizin sorunu olduğunu kabul etti, ama çok uzun süre “herkes gayet normal yaşıyor, sen neden böylesin biz neden bu sorunu yaşıyoruz neden korkuyorsun” gibi söylemlerde bulunmuştu. Hatta ben kişisel gelişim kitaplarını o kadar okuyormuşum internetten o kadar araştırma yapıyormuşum, bu kadar bilinçlenip yine de bu sorunu çözemiyormuşum, başkalarına tavsiye verip insanlara yardımcı olabiliyorsun ama kendine yardımcı olamıyorsun diyordu hep, aslında haklılık payı var bu söylediklerinde ama benim kendi kendimi daha fazla suçlamama sebep olmuştu o zamanlar.

Yukarıdaki cevabı vermişti. Vajinismus bilinçdışından kaynaklanır bu nedenle bilmek, bilgi çoğu kez sorunun çözümü için yetersiz kalır. Çünkü bilginiz, bilincin dirençlerinden sıyrılıp bilinçdışına geçerek değişimi gerçekleştiremez.

Hastamıza “Eşinizin cinselliğe bakış açısı nedir ? “ diye sorduğumuzda;

Evlilik hayatının vazgeçilmezi olduğunu düşünüyor, evlenmeden önce kızlığın bozulması korkum var diye nasılsa ilişkiye girmeyeceğiz diye daha rahat yaşıyorduk hislerimizi tutkularımızı, evlendikten sonra ilişkiye girmek artık serbest olunca ne oldu bize diye sorguluyor, aslında haklı. Çünkü cinsel istek anlamında evlenmeden önce çok daha iyiydik, vajinismusla tanışınca soğuduk sanki, yine ilişkiye girmeden birbirimizi memnun edebiliyoruz, hatta ben orgazm bile olabiliyorum, ama eşim benim bu durumu normal olarak kabul etmemi istemiyor, aslında normal kabul etmiyorum ama başka türlüsünü de yapamıyorum, kendimi suçlamaktan yoruldum artık. Bu sorunumuzu kimse bilmediği için ailelerimizden yediğimiz çocuk baskısı da cabası (gidin olmuyorsa tedavi olun yaşınız geçiyor…vs)

Evlenmeden önce nasıl olsa ilişki boyutuna geçmeyeceğiz şeklindeki yakınlaşmalar aslında gizli bir koruyuculuğu da yıllar içinde oluşturur. Hele ki yıllar geçtiğinde çevre baskısı da buna eklenir.

 

Genital bölgenizi tanıyor musunuz diye sorduğumuzda;

Birkaç kez ayna ile incelemiştim, ama çok fazla değil, küçücük bir şey nasıl olup da içine alabiliyor ya da aslında belki hiç korktuğum gibi değildir az bir sızlamadır olsa olsa deyip kendi kendime cesaret vermeye çalıştım, ama yatak odasına gidince yine onu korumak zorunda hissediyorum kendimi, eşim tamam denemeyeceğim deyince rahatlayıp onunla birlikte olabiliyorum.

Yine burada cesarete rağmen, yatak odasına gidildiğinde koruma duygusunun aktif olduğunu ve bilincin devre dışı kaldığını görüyoruz. Eşinden ilişki olmayacak sözü aldığında ise kendini rahat hissediyor.

Cinselliğe bakış açınız nedir ? Diye sorduğumuzda;

Ben de evlilik hayatının bir gerekliliği olduğunu düşünüyorum, eskiden yeni evlenen çiftleri gördüğümde bile sinir olurdum “onlar da yapabiliyor ben yapamıyorum” diye. Cinsellikle ilgili bakış açımı geliştirmek için porno film bile seyretme cesaretini gösterdim, ama oradaki fantezileri görünce “ben normal bir ilişkiyi bile yaşayamıyorken insanlar aklıma gelmeyecek her yerde her şekilde bunu yaşıyorlar” diye düşünüp durdum.

Vajinismusu aşmak için kontrolsüz porno film önermiyoruz. Çünkü porno filmlerin çoğu var olan tedirginlikleri arttırabilir.

Penis-vajen birlikteliği yaşamak üzereyken neler hissediyorsunuz ? Diye sorduğumuzda;

( korku, panik, kalp çarpıntısı, bacaklarda kasılma, eşinizi elinizle itme, yataktan kaçma ağlama nöbeti, ağrı, acı duyma endişesi, ağrı acı duyma vs )

Yatakta kendimi geriye doğru çekme, kaçmaya çalışma, bacaklarım zaten ya dümdüz yan yana ya da yine düz ama bilekten kilitlemiş gibi (sanki eşimi hapsediyorum bir şey yapamasın diye, kendisi öyle söylüyor) acı duyma korkusu var ama sanki teslim olmaktan korkuyorum (eşim durum esnasında kendimi rahat bırakamadığımı söylüyor; hatta ben yüzmeyi 2 yıl önce öğrenmiştim, onu örnek göstererek kendini suya da bırakamıyordun sonra birden bire bıraktın kendin bile şaşırdın ne kadar kolay olduğuna diye telkinlerde bulunuyor ama nafile!)

Sonra onun hevesi kaçıyor ve ben de niye böyleyim diye ağlamaya başlıyorum. Sonra o beni teselli etmeye çalışıyor…

Hastamızın anlattığı kaçınma belirtileri birçok vajinismus hastasında görülen ve doğrudan bilinçdışna ait savunma düzenekleridir. İstemsizdirler, bilincin kontrolünde değildirler.  Eşin yada bir başkasının yaparsın sözleri çoğu zaman etkili olmaz. Çünkü sözler bilince giderken bilincin dirençleri sözlerin bilinçdışına girip değişimi gerçekleştirmesine izin vermezler.

Ailenizin cinselliğe bakış açısı nasıldı ? Diye sorduğumuzda;

Ailemin 3 çocuğunun en büyüğüyüm, bu yüzden üzerimde her zaman daha fazla sorumluluk hissettim, yanlış bir şey yaparsam onlara laf gelirse diye endişelenirdim. Erkeklerle gezip tozmanın kötü olduğu ayıplandığı, kötü kızların her şeyi yaşadığı ama sonlarının da kötü olduğu….vs.  hikayelerle büyüdüm. Annem ile cinsellik konusunu hiç konuşamadım, bu bizim için bir tabuydu sanki, ben evlenince öğrendim siz de öğrenirsiniz deyip kızlığımın benim ve ailemin namusu olduğu, bunu sadece evleneceğim kişiye vermem gerektiği, kızlığım durduğu sürece ufak tefek şeyler yaşayabileceğim gibi şeyler söylerdi. Şu anda ben ve en küçük kardeşim evliyiz, bana bunları söyleyen annem ona da beni örnek gösterip hemen çocuk sahibi olmasını telkinde bulunmuş sanırım, 2 yıllık evli ve onun bebeği bile var…

 

En çok da şunu merak ediyorum; bende bu sorunun olmasına sebep olan şey ne? hepimizi yetiştiren aynı anne iken bu sorun diğer kardeşimde olmayınca sadece annemin “kendini koru” telkinlerinin sebep olduğuna inanmak zor geliyor.

Koruyucu bir aile yapısını görüyoruz. Aslında yıllarca önce kurulan bir saat gibi. Nasıl ki bir saat kurulduğu zaman diliminde çalıyorsa, hastamız da her ilişki denemesine geçtiğinde koruyucu yapı da aktifleniyor.  Diğer kardeş de aynı aile ortamında büyümesine rağmen sorunun gözlenmemesinin sebebi ise kişilik yapılarındaki farklardır. Aynı etkene iki kardeş maruz kalırken biri vurdum duymaz diğeri ise duygusal olarak ailenin koruyucu duygularını daha çok sahiplenen bir kişiliğe sahip olması olarak açıklanabilir.

Yaşam ve evlilik sizce  neyi düşündürüyor ? diye sorduğumuzda;

Yaşam bir yol, evlilik ise bir yön gibi. Hayatınız başka bir yönde başka biriyle birlikte akmaya başlıyor, 22 yaşımda evlenmiş olmak bana şimdi garip geliyor, 20’li yaşların sonunda evlensem belki bu sorunu yaşamazdım sanki o zaman daha çocuktum gibi geliyor, evliliğimde büyüdüm ya da büyümek zorunda kaldım. Biraz daha babamın koca kızı olarak kalsam fena olmazdı, babama çok düşkündüm, şimdi zaman zaman içinden çıkan bir şımarık kız çocuğu var mesela bunu ona bağlıyorum.

Babasının ailesinin el üstünde tuttuğu iyi kızı olma duygusu da koruyuculuğu tetikleyen bir durumdur. Sanki ilişki yaşadığında babasının iyi kızı olmayacakmış gibi bilinçdışı düşünebilir.

 

Hastamızda bilişsel ve dinamik yapılar hakimdi.  Ayrıca idrar tutma sorunu vardı. Tedavi süreci içinde eşinde Tahtravalli ( Dr. Ulusoy – Tanım ) etkisi gözlendi.

Net üzerinden tedaviye aldığımız hastamızı 3 aşamalı Dr. Ulusoy VTT ile tedavisini tamamladık.

Hastamız bir gün ben de BAŞARDIM maili gönderebilecek miyim diye özeniyorum maillerinizi okurken…  Derken;

 

Tırtıldan Kelebeğe Dönüşümün Öyküsü...

Murat Bey merhaba,

Size bir tırtılın nasıl kelebeğe dönüştüğünü anlatmak istiyorum;

Sizin maillerinizi ilk takip etmeye başladığım zamandan bu yana yıllar

geçti, hep "başardım" maillerine özenip durdum, şartlar elvermedi bu

zamana kadar tanışamadık, ama sizinle tanıştıktan sonra anladım ki

yıllar boyu ben kendi kozasını sıkıca örmüş bir tırtıl haline

gelmişim! Siz aslında özümde bir kelebek olduğunu hatırlattınız ve

kozadan çıkıp uçmayı öğrettiniz bana...

 

Sabırla dinlediniz, özenle yol gösterdiniz, rehberim oldunuz,

inandınız bana, en önemlisi de kendime inanmamı sağladınız, güven

verdiniz. Size olan güvenim sayesinde birçok engeli aştım ve kozamı

yırttım kelebek oldum ben de başardım! sonunda...

 

Bugün artık sizin tırtılken tanışıp adım adım kelebeğe dönüştürdüğünüz biriyim:)

Şu anda bu satırları okuyanlara, bu sorunu aylardır yıllardır

yaşayanlara, kendini çaresiz hissedip kime güveneceğini bilemeyenlere,

hâlâ aklında "acaba kurtulabilir miyim" düşüncesini taşıyanlara tek

sözüm var; önce size inanıp gelsinler sonra zaten kendilerine inanıp

bu sorundan kolayca kurtulacaklar...

 

Evliliğimin 9 yılını bu sorunla geçirdim, şimdi o yılları geri

döndüremem elbet, ama bundan sonrası için kendimi şanslı sayıyorum, en

büyük şansım sizinle tanışmak oldu, dilerim bu yazdıklarımı okuyan

herkes özünde aslında bir KELEBEK olduğunu hatırlar ve ilk çare olarak

size gelir...

Sabrınız ve anlayışınız için sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

 

şimdi hakikaten beni adım adım nasıl bu noktaya taşıdığınıza inanamıyorum :)

gerçekten mermeri delen suyun gücü değil sürekliliği imiş!

 

size ne kadar teşekkür etsem azdır, bana benden fazla inandınız :)

VE BEN SAYENİZDE BAŞARDIM...

ÇOK ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM, SİZİN GİBİ BİR DOKTORUM OLDUĞU İÇİN

KENDİMİ ÇOK ŞANSLI HİSSEDİYORUM...

Mutlu Şirin  : )) … KELEBEK